161207

Kuşlar ve kuzular nefes alanı bulamadıklarından siliniyorlar hayatımızdan. Çirkin ve çarpık yapıların arasına serpilmiş imgeleri kalıyor geriye. Bir kuşun neye benzediğini hatırlamak için bu imgelere bakmamız gerekecek bir gün. Çok uzak olmayan bir gün.

160310. Yok

Boyut değiştirir gibi yok oluyoruz birbirimizin hayatından. Birileri bizi oyalarken, birileri yok oluyor. Bir bakıyoruz yok. Bir bakıyorum yokum.

160222. Özlemek üzerine

Göğüs kafesimi iten soğuk bir taş var ve anılarım değer değiş tokuşu yapıyorlar kendi aralarında. Bu değişime şaşırdıkça gelecekte masumlaştığımı hissediyorum. Şimdi gözlerimin içine anlayan gözlerle bakardın ve ben anladığına inanırdım. Neden böyle söylediğimi anlıyorsun, değil mi?

140825. Mutlu bir şarkı

Gözünün gördüğünü evirip çevirip bambaşka bir şeye dönüştüren zihninde resimler, fotoğraflar, küçük notlar, eksiklikten üretilmiş gizli anılar oluşurken, dört gözle beklenir geçmişi güzelleştirmek için gelecek günler. Uzun zaman sevgiyle kucaklanır dün, bugün ve yarını hatırlamayı zorlaştıran tüm engeller. Hatırlanmamaktan değil, az hatırlanmaktan korkan üç-evlerin-ressamı gibi; sadece bir fısıltı ister kulaklar. Gözünü kapattığında kulağına fısıldayan biri... Continue Reading →

140817. Bir gece-

Şiddetli rüya. Bir yerlerden düşecek olmalıyım. Çok gürültülü. Neyse ki yastığım hala başımın altında, neyse ki rüya. Camlar. Kapılar. Duvarlar. “Anne! Baba! Çıkın!” diye bağıran İlker’in sesi. Hepsi gerçek. Anneannem sendeleyerek odaya giriyor. Bir eliyle kapının kirişine tutunuyor, diğer elini açmış dua ediyor var gücüyle. Sonra “Korkma yavrum, korkma, geçecek birazdan.” Anneannem haklı çıkıyor, geçiyor... Continue Reading →

140814. Çorba, yatak, şefkat

Merhaba, ben bir kahve bağımlısıyım. Bunu anlamakta geciktiğim için, çamaşırları makineye atacak ve onları asacak gücü bulmam zaman aldı. Yine de bu hızlı bir gelişme. Önceki gece ilaçların sersemlettiği bedenim uykuyu reddetmişti. Ama bunu ancak o gece biraz daha iyi hissedebilmek için aldığım son ilacın ardından daha kötü hissettiğimde fark ettim. Antibiyotik ve ağrı kesiciler.... Continue Reading →

140805. Lenny uyurken

Topraktan gelen şarkıyı, kimsenin konuşmadığını, ya da bağırmana rağmen kimsenin sözcükleri duymadığını fark etmiyorsun. Bir anlık sessizlik saatler sürüyor. Dünya dönerken gıcırdıyor. Midenin sesi odalarda yankılanıyor, öyle hareketsiz dudakların. Açlığın başladığı yerden geçmeden doyabilir mi insan? Göz-    

140731. Yok olmayı anlamak

Kapılar açık, kapılar kapalı. İhtimal hesaplarına yenilmişken bile, en büyük korku, kapının ardında duran Ben’in açığa çıkmasıyken, kapıyı çalmak kolay değil. Senin kalbinde, seninle birlikte her yere giderken nasıl yok olabilirim? Kapılar karşımda, kapılar yok. Dokunmamış, sık, gergin lastik ipler ve sınırlandırılmış gözyüzü. Bu deri artık benim değil. Şu anda sen, beni ilk gördüğün anı... Continue Reading →

140722. Masadaki kedi

Alışkanlıklarımıza daha sıkı bağlanmakla, her gün daha sert ve yıkılmaz olmakla sınırlandırılmış değişme hali. İnsanın betonlaşma hali. Ve grileşiyoruz, evet. Farkına vardığımızdaysa gözlerimizi kocaman açıp uyum sağlayabileceğimiz bir renk arıyoruz etrafımızda. Bulursak ne ala, elbet bir gün kendi rengimize de kavuşuruz. Ya bulamazsak? Beton kenarlarında yoğun nemden oluşmuş yosun gibi- Sarıp sarmaladığımız dev bir taş,... Continue Reading →

Powered by WordPress.com.

Up ↑